8 Aralık 2010 Çarşamba
İstanbul Tayfası - Sensiz Cennet Bile Gurbettir Bize - Adana Demirspor: Çarşamba'nın gelişi...
İstanbul Tayfası - Sensiz Cennet Bile Gurbettir Bize - Adana Demirspor: Çarşamba'nın gelişi...: "Fethiye maçı sonrası artık İstanbul'da yaşayan renktaşlarımızın aklında tek maç var PENDİK. Pendik maçı'nın bizim ve takım için ne denli öne..."
13 Eylül 2010 Pazartesi
Kan Aktı....
Samsunspor ile Mersin İdmanyurdu arasında oynanan Bank Asya 1. Lig maçı 40. dakikada futbol teröristlerinin sahaya girmesi nedeniyle kana bulandı. Hüseyin Kalpar bunu Samsunsporlu taraftar yapmış olamaz dedi. Ayıp hocam en başta kendini savundun. Ama abisi vurmuş hocayı...twit gibi oldu bu yazı ama yenileri eklenecek..detaylar az sonra
28 Haziran 2010 Pazartesi
Bulgaristan'da Bir Türk!
Türkiye'de daha önce Kartalspor ve Tarsus İdman Yurdu takımlarında genel menajerlik yapan Ayhan Bal, Bulgaristan 1. Ligi'nde şampiyonluk yarışı verecek olan Academic Sofya takımı ile anlaştı.
Kartalspor'da şampiyonluk yaşayarak Bank Asya'ya yülselen ve ardından görev aldığı Tarsus İdman Yurdu ile play-off finali oynayan Ayhan Bal Bulgaristan 1. Ligi'ne bu yıl yükselen ve şampiyonluk hedefleyen Academic Sofya takımında genel menajerlik görevine getirildi. Mart ayından bu yana Alman ekibi B. Dortmun'un açtığı genel menajerlik kursunda eğitim alan ve bu dalda ilk diplomalı genel menajer ünvanını da eline geçiren Ayhan Bal yarın Sofya'ya geçerek görevine başlayacak. Lukoil'in sponsorluğunda bu sezon şampiyon olarak Bulgaristan 1. ligi'ne yükselen Academic Sofya'da başarılı olacağını belirten Ayhan Bal hedeflerinin önümüzdeki yıl hedeflerinin zirve olduğunu söyledi. Ayhan Bal '' Ben Bulgaristan'a şampiyonluk için gidiyorum. Orada ülkemi en iyi şekilde temsil edeceğim. Başarılı bulduğum genç ve tecrübeli isimlere Sofya'da görev vereceğim. Belki de Sofya bundan sonra birçok Türk futbolcunun Avrupa'ya açılan kapısı olacak. Önce burada başarılı bir sezon geçirip şampiyonluk yaşayacak ardından da Avrupa futboluna alışmış bir oyun karakteryile transfer olacak. Bizim sofya'da hedefimiz oluşturacağımız kadro ile ligi şampiyon olarak tamamlamak. Buna göre çok iyi ve gelecek sezonlarda da oynayabilecek genç bir ekip oluşturacağım. Kartalspor'dayken yakaladığımız jenerasyon önce bizi 2. ligde şampiyon yapmış ardından Bankm Asya'da devre arasına kadar ilk iki sırada yer almamızı sağlamıştı. Ardından oyuncularımızın glatasaray ve diğer büyük kulüplere gitmesi ile takım dağılmıştı. Buna Sofya'da izin vermeden tek hedefi şampiyonluk olan bir ekip kuracağız'' sözleri ile oldukça iddialı konuştu
Türk Oyunculara Görev Vereceğim
Ayhan Bal sözlerine şöyle devam etti. '' Almanya edindiğim bilgi birikimi ve daha önce bildiklerimi harmanlayarak bunları takımın hedefleri için herkesle paylaşacağım. Daha önce Türkiye'de izlediğim futbolcularla görüşerek onları Sofya'ya götürmek istiyorum. Burası bizim ülkemizin oyuncuları için Avrupa'ya açılan en önemli pencere olacak. Önce şampiyonluk ardından Şampiyonlar Ligi ile adımızdan çok söz ettireceğiz. Bunda Türk futbolcuların çok büyük payı olacak. Başarılarımızı Türkiye'den çok büyük bir kitle takip edecek. Azerbaycan'dan çok farkımız olacağına inanıyorum. Çok yakın zamanda Bulgaristan Ligi'ni bir Türk televizyonunun yayınlamasını da hedeflerim arasından görüyorum''
Yolculuğum Sofya'da Başlayacak
Sofya takımı ile yarın iş başı yapacak olan Ayhan Bal bunun bir Orient Ekspres olduğunu ve yakın zamanda yolculuğunun Avrupa'da önemli takımalrda devam edeceğini belirtti. Ayhan Bal '' Bundan sonra daha fazla çalışmam lazım. Avrupa'ya adımımı atmak herşeyin başladığı yer olarak kabul edilebilir. Hedeflerim üst düzey Avrupa liglerinde genel menajerlik yapmak. Eğer futbolcularımız ve teknik adamlarımız bunu yapıyorsa neden ilk genel menajer ben olmayayaım diye hergün kendime soruyorum. İşte bu benimher sabah yaptığım motive kahvaltısı oluyor'' dedi
Kartalspor'da şampiyonluk yaşayarak Bank Asya'ya yülselen ve ardından görev aldığı Tarsus İdman Yurdu ile play-off finali oynayan Ayhan Bal Bulgaristan 1. Ligi'ne bu yıl yükselen ve şampiyonluk hedefleyen Academic Sofya takımında genel menajerlik görevine getirildi. Mart ayından bu yana Alman ekibi B. Dortmun'un açtığı genel menajerlik kursunda eğitim alan ve bu dalda ilk diplomalı genel menajer ünvanını da eline geçiren Ayhan Bal yarın Sofya'ya geçerek görevine başlayacak. Lukoil'in sponsorluğunda bu sezon şampiyon olarak Bulgaristan 1. ligi'ne yükselen Academic Sofya'da başarılı olacağını belirten Ayhan Bal hedeflerinin önümüzdeki yıl hedeflerinin zirve olduğunu söyledi. Ayhan Bal '' Ben Bulgaristan'a şampiyonluk için gidiyorum. Orada ülkemi en iyi şekilde temsil edeceğim. Başarılı bulduğum genç ve tecrübeli isimlere Sofya'da görev vereceğim. Belki de Sofya bundan sonra birçok Türk futbolcunun Avrupa'ya açılan kapısı olacak. Önce burada başarılı bir sezon geçirip şampiyonluk yaşayacak ardından da Avrupa futboluna alışmış bir oyun karakteryile transfer olacak. Bizim sofya'da hedefimiz oluşturacağımız kadro ile ligi şampiyon olarak tamamlamak. Buna göre çok iyi ve gelecek sezonlarda da oynayabilecek genç bir ekip oluşturacağım. Kartalspor'dayken yakaladığımız jenerasyon önce bizi 2. ligde şampiyon yapmış ardından Bankm Asya'da devre arasına kadar ilk iki sırada yer almamızı sağlamıştı. Ardından oyuncularımızın glatasaray ve diğer büyük kulüplere gitmesi ile takım dağılmıştı. Buna Sofya'da izin vermeden tek hedefi şampiyonluk olan bir ekip kuracağız'' sözleri ile oldukça iddialı konuştu
Türk Oyunculara Görev Vereceğim
Ayhan Bal sözlerine şöyle devam etti. '' Almanya edindiğim bilgi birikimi ve daha önce bildiklerimi harmanlayarak bunları takımın hedefleri için herkesle paylaşacağım. Daha önce Türkiye'de izlediğim futbolcularla görüşerek onları Sofya'ya götürmek istiyorum. Burası bizim ülkemizin oyuncuları için Avrupa'ya açılan en önemli pencere olacak. Önce şampiyonluk ardından Şampiyonlar Ligi ile adımızdan çok söz ettireceğiz. Bunda Türk futbolcuların çok büyük payı olacak. Başarılarımızı Türkiye'den çok büyük bir kitle takip edecek. Azerbaycan'dan çok farkımız olacağına inanıyorum. Çok yakın zamanda Bulgaristan Ligi'ni bir Türk televizyonunun yayınlamasını da hedeflerim arasından görüyorum''
Yolculuğum Sofya'da Başlayacak
Sofya takımı ile yarın iş başı yapacak olan Ayhan Bal bunun bir Orient Ekspres olduğunu ve yakın zamanda yolculuğunun Avrupa'da önemli takımalrda devam edeceğini belirtti. Ayhan Bal '' Bundan sonra daha fazla çalışmam lazım. Avrupa'ya adımımı atmak herşeyin başladığı yer olarak kabul edilebilir. Hedeflerim üst düzey Avrupa liglerinde genel menajerlik yapmak. Eğer futbolcularımız ve teknik adamlarımız bunu yapıyorsa neden ilk genel menajer ben olmayayaım diye hergün kendime soruyorum. İşte bu benimher sabah yaptığım motive kahvaltısı oluyor'' dedi
23 Haziran 2010 Çarşamba
SAINT YILDIRIM & AZİZ LAPORTA
Laporta'nın neden kulüp başkanlığında
kalamadığını Kebapfutbol açıklıyor!!!


VARAN 1
Laporta Muhalif Bulmakta Zorlandı
Üstü üste aldığı başarılı sonuçlar Laporta'yı koltuğundan etti. Bir türlü yenilmeyen takımını muhaliflere savunma gereği duymayan Laporta bunun acısını seçimlerde aldı. Kazandığı karşılaşmaladan sonra '' Bizi durdurmak isteyenler var. Hakem Alberto Undiano düdüğünü asmalı. Önümüzü kesmek isteyenler istediklerini alamayacak. İspanya Futbol Federasyonu'nu istifaya davet ediyoruz. Burada futbol kasapları var '' açıklamalarını yapamaması O'na pahalıya patladı.

VARAN 2
''Mağlup Olamadık ki Başarısızlığı Birilerine Yıkalım''
İşte bu sözler Laporta'nın neden hala başkanlık koltuğunda oturamadığını gösteren acı cümle oldu.Hep başarılı olmak, Messi Guardiola arasında hiç sorun çıkaramamak, yıldız oyuncu transferinde yöneticilerini ön plana veya medyanın karşısına atamaması genç başkanın sonunu hazırlayan sebepler olarak söteriliyor. Şampiyonlar Ligi'nde İnter'in zaferini Platini'nin Fransız olmasına bağlamayan Laporta, Guardiola'nın yardımcılarını gönderemeyince genç teknik adamın yakın arkadaşı Sandro Rosell'e koltuğunu kaptırdı. Kebapfutbol'a konuşan Laporta '' Başkanlığın gerektirdiği çıkışları yapamadım. Medya ile uğraşmadım. Çok üzgünüm. Messi'nin gölgesinde kaldım, Rijkard yanımda olsaydı elbette ona sarar koltuğumu korumuş olurdum. Ancak yakın zamanda sert bir muhalif olup ( ben senle çalışmam avakdaş, istifa et ) cümlesini Katalanca'ya çevireceğim'' diyerek oldukça ilginç sözler sarfetti. Laporta'nın ayrıca Katalantepe ve bordo-mavicell projelerinide yenibaşkanlık seçimleri dönemine kadar yetiştirmesi bekleniyor. Laporta'nın teknik adam olarak Fatih Terim ya da Daum ile çalışması öngörülüyor
BİRAZ DA CİDDİYET
Türk Futbolunda son günlerde Fenerbahçe skandalı yaşanıyor. Önce başarısız olan Daum ve yönetimin istifa etmesi beklenirken şimdi ise top birbirlerine atan koca koca adamları seyrediyoruz. Hakikaten çok komikler . Daha önce Daum'a o kadar kızıyordum ki. Ama sonra fikirlerim değişti. Gelişen olaylar ve çevrilen oyunları gördükçe kanım dondu. Ne olursa olsa bu işi para kazanmak için yapan Daum'un istifa etmemesi gayet normal gelmeye başladı. Fenerbahçe Kulübü'nü başarılı bir yerlere getirmek isteyen yöneticilerin ise hedef şaşırtması şaşkınlık verici bir durum aldı. Medyamız ise tamamen bu insanlık suçuna ortak olmuş durumda. 1 Mayıs size neyi hatırlatıyor arkadaşlar. Sizler emek satarak para kazanmıyor musunuz? Daum'un aldığı para ne kadar olursa olsun bir insana yapılan psikolojik işkenceye ortak olmayın... Skandala ortak olmayın. Bu kadar başarısız transferlere milyonlarca Euro harcayan isimler '' kovmak istedikleri '' bir teknik adama ödeyecekleri parayı çok bulup skandala her geçen gün bir halka ekliyorlar.
( Daum kimine göre kurt çalıştırıcı kimine göre ise tam bir yeşilçam oyuncusu )
Hele ki Türk teknik adamların ( H. karaman ) çıkıp Daum'u eleştirmesi tv başında vuvuzella sesinden daha işkenceci hale geliyor. A.gücü'nden ayrılış hikayesi birbirine o kadar benzeyen bir teknik adam acaba hafıza kaybı mı yaşıyorda bu açıklamaları yapıyor?...Neyse şimdilik bu kadar hoşcakalın
kalamadığını Kebapfutbol açıklıyor!!!


VARAN 1
Laporta Muhalif Bulmakta Zorlandı
Üstü üste aldığı başarılı sonuçlar Laporta'yı koltuğundan etti. Bir türlü yenilmeyen takımını muhaliflere savunma gereği duymayan Laporta bunun acısını seçimlerde aldı. Kazandığı karşılaşmaladan sonra '' Bizi durdurmak isteyenler var. Hakem Alberto Undiano düdüğünü asmalı. Önümüzü kesmek isteyenler istediklerini alamayacak. İspanya Futbol Federasyonu'nu istifaya davet ediyoruz. Burada futbol kasapları var '' açıklamalarını yapamaması O'na pahalıya patladı.

VARAN 2
''Mağlup Olamadık ki Başarısızlığı Birilerine Yıkalım''
İşte bu sözler Laporta'nın neden hala başkanlık koltuğunda oturamadığını gösteren acı cümle oldu.Hep başarılı olmak, Messi Guardiola arasında hiç sorun çıkaramamak, yıldız oyuncu transferinde yöneticilerini ön plana veya medyanın karşısına atamaması genç başkanın sonunu hazırlayan sebepler olarak söteriliyor. Şampiyonlar Ligi'nde İnter'in zaferini Platini'nin Fransız olmasına bağlamayan Laporta, Guardiola'nın yardımcılarını gönderemeyince genç teknik adamın yakın arkadaşı Sandro Rosell'e koltuğunu kaptırdı. Kebapfutbol'a konuşan Laporta '' Başkanlığın gerektirdiği çıkışları yapamadım. Medya ile uğraşmadım. Çok üzgünüm. Messi'nin gölgesinde kaldım, Rijkard yanımda olsaydı elbette ona sarar koltuğumu korumuş olurdum. Ancak yakın zamanda sert bir muhalif olup ( ben senle çalışmam avakdaş, istifa et ) cümlesini Katalanca'ya çevireceğim'' diyerek oldukça ilginç sözler sarfetti. Laporta'nın ayrıca Katalantepe ve bordo-mavicell projelerinide yenibaşkanlık seçimleri dönemine kadar yetiştirmesi bekleniyor. Laporta'nın teknik adam olarak Fatih Terim ya da Daum ile çalışması öngörülüyor
BİRAZ DA CİDDİYET
Türk Futbolunda son günlerde Fenerbahçe skandalı yaşanıyor. Önce başarısız olan Daum ve yönetimin istifa etmesi beklenirken şimdi ise top birbirlerine atan koca koca adamları seyrediyoruz. Hakikaten çok komikler . Daha önce Daum'a o kadar kızıyordum ki. Ama sonra fikirlerim değişti. Gelişen olaylar ve çevrilen oyunları gördükçe kanım dondu. Ne olursa olsa bu işi para kazanmak için yapan Daum'un istifa etmemesi gayet normal gelmeye başladı. Fenerbahçe Kulübü'nü başarılı bir yerlere getirmek isteyen yöneticilerin ise hedef şaşırtması şaşkınlık verici bir durum aldı. Medyamız ise tamamen bu insanlık suçuna ortak olmuş durumda. 1 Mayıs size neyi hatırlatıyor arkadaşlar. Sizler emek satarak para kazanmıyor musunuz? Daum'un aldığı para ne kadar olursa olsun bir insana yapılan psikolojik işkenceye ortak olmayın... Skandala ortak olmayın. Bu kadar başarısız transferlere milyonlarca Euro harcayan isimler '' kovmak istedikleri '' bir teknik adama ödeyecekleri parayı çok bulup skandala her geçen gün bir halka ekliyorlar.
( Daum kimine göre kurt çalıştırıcı kimine göre ise tam bir yeşilçam oyuncusu )
Hele ki Türk teknik adamların ( H. karaman ) çıkıp Daum'u eleştirmesi tv başında vuvuzella sesinden daha işkenceci hale geliyor. A.gücü'nden ayrılış hikayesi birbirine o kadar benzeyen bir teknik adam acaba hafıza kaybı mı yaşıyorda bu açıklamaları yapıyor?...Neyse şimdilik bu kadar hoşcakalın
11 Şubat 2010 Perşembe
Şiddet Kapıdan Baktırır Kazma Kürek Yaktırır
Futbolumuzda şiddet kapıyı yavaş yavaş yeniden çalıyor. Tıpkı Mart ayı gibi. Bizlere kazma kürek değil, umutlarımızı yaktıracakmış gibi geliyor bana. İhale bedelleri ile gündem değişmiş, kar yağışları ile kapanan stadyumlar, perişan haldeki zeminler konuşulur olmuştu. Bir de yeni düzenlemek istenen spor yasası. Ancak futbolun yükselen ateşi önce karları eritti ardından kardan adam öldü. Ortalık sahipsiz mi kaldı. Elbette hayır. Futbol ideolojileri buzla kaplı '' Karanlıkta Kalanlar '', karanlıkta yürümeyi meziyet zannedenler ortaya çıktı. Will Smith'in filmi Ben Efsaneyim'i seyredenler karanlıkta yürüyenleri bilirler. İşte onlar yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı.
Yılın ilk büyük olayı ( umarım yanılmam ) Pendikspor-Sakaryaspor maçı ile başladı. ''Ahhh bir zamanlar'' demekten başka bir çaremiz kalmayan Sakaryaspor deplasmanda kendisi ile uzaktan yakından ilgisi olmayan Pendik deplasmanından maç yapamadan döndü. Nedeni ise bilinçsiz güvenlik önlemleri, yanlış kararlar ve zaten patlamak üzere olan taraftarların üzerine orantısız güç vs vs vs...Sonuç ortada. 3 maç ceza. İleride bu ceza yüzünden gelinebilecek noktalar ise sadece eyvah dedirtebiliyor.
Bursaspor-Fenerbahçe maçı izleyenlere büyük keyif verdi. Ancak maçın ardından gelişen olaylar bizlerin hala mağlubiyetinde oyunun bir parçası olduğunu gerçeğini anlayamadğımızı ortaya koydu. Seyircisiz ve dış sahada oynamak bir ilktir heralde bir futbol takımı için. Aynı maçta örevini yapan kameramana da saldırı olduğunu, tarftaralrın sahaya girerek işini yapmaya çalışan kameramanı dövmeye kalktığını da hatırlatalım.
Rizespor-Giresunspor maçı ise yavaş yaavş futbola şiddet aylaırnın yaklaştığını bizlere tamamiyle gösterdi. Ortada kaybedilen ne kupa ne de final maçları vardı. Sinirlenmek için erken denebilecek kadar yolun başındaydık. Olmadı yine yapamadık. Galibiyeti kutlamayı bile beceremedik. Stadyumda başlayan ortaklaşa eylem ardından basın toplantısına yansıdı. Buradan da takımı taşıyan otobüse. Basın toplantısındali şiddet ise psikolojik arbedeye döndü. Yanlı sorular ile olaylar saptırılmaya çalışıldı. Sonunda basın toplantısı terk edildi.Ardından yaşananlar malumunuz.
Adana Demirspor ise aldığı kapatma veya seyircisiz oynama cezaları geleneğini sürdürdü. Buna İzmir takımlarını ekleyip bir de TFF 2. Lig'den Göztepe dersek sezonu ortaladığımızda Federasyona ciddi ödemeler yapan takımların fazlalığını da görmüş oluruz
Demem o ki yakında olacak olayların fitili ateşlendi. Kayıplar başladıkça, futbolun bir oyun olduğu anlaşılmadıkça sezon sonları gelmez bu çile bitmez. Uyarıyorum özellikle bu sezon sonunda ki maç trafiğine dikkat çekiyorum. izledikleriniz, göreceklerinizin teminatıdır. Ligi zevkli kılmak adına başlayan psikolojik savaş iç açıcı değildir. Yöneticiler kasap ıyuncu tartışmalarına girip, hakem polemiklerinden çıkmamalıdır.
Yılın ilk büyük olayı ( umarım yanılmam ) Pendikspor-Sakaryaspor maçı ile başladı. ''Ahhh bir zamanlar'' demekten başka bir çaremiz kalmayan Sakaryaspor deplasmanda kendisi ile uzaktan yakından ilgisi olmayan Pendik deplasmanından maç yapamadan döndü. Nedeni ise bilinçsiz güvenlik önlemleri, yanlış kararlar ve zaten patlamak üzere olan taraftarların üzerine orantısız güç vs vs vs...Sonuç ortada. 3 maç ceza. İleride bu ceza yüzünden gelinebilecek noktalar ise sadece eyvah dedirtebiliyor.
Bursaspor-Fenerbahçe maçı izleyenlere büyük keyif verdi. Ancak maçın ardından gelişen olaylar bizlerin hala mağlubiyetinde oyunun bir parçası olduğunu gerçeğini anlayamadğımızı ortaya koydu. Seyircisiz ve dış sahada oynamak bir ilktir heralde bir futbol takımı için. Aynı maçta örevini yapan kameramana da saldırı olduğunu, tarftaralrın sahaya girerek işini yapmaya çalışan kameramanı dövmeye kalktığını da hatırlatalım.
Rizespor-Giresunspor maçı ise yavaş yaavş futbola şiddet aylaırnın yaklaştığını bizlere tamamiyle gösterdi. Ortada kaybedilen ne kupa ne de final maçları vardı. Sinirlenmek için erken denebilecek kadar yolun başındaydık. Olmadı yine yapamadık. Galibiyeti kutlamayı bile beceremedik. Stadyumda başlayan ortaklaşa eylem ardından basın toplantısına yansıdı. Buradan da takımı taşıyan otobüse. Basın toplantısındali şiddet ise psikolojik arbedeye döndü. Yanlı sorular ile olaylar saptırılmaya çalışıldı. Sonunda basın toplantısı terk edildi.Ardından yaşananlar malumunuz.
Adana Demirspor ise aldığı kapatma veya seyircisiz oynama cezaları geleneğini sürdürdü. Buna İzmir takımlarını ekleyip bir de TFF 2. Lig'den Göztepe dersek sezonu ortaladığımızda Federasyona ciddi ödemeler yapan takımların fazlalığını da görmüş oluruz
Demem o ki yakında olacak olayların fitili ateşlendi. Kayıplar başladıkça, futbolun bir oyun olduğu anlaşılmadıkça sezon sonları gelmez bu çile bitmez. Uyarıyorum özellikle bu sezon sonunda ki maç trafiğine dikkat çekiyorum. izledikleriniz, göreceklerinizin teminatıdır. Ligi zevkli kılmak adına başlayan psikolojik savaş iç açıcı değildir. Yöneticiler kasap ıyuncu tartışmalarına girip, hakem polemiklerinden çıkmamalıdır.
4 Şubat 2010 Perşembe
''TR''ansfer Çıkmazları
Türkiye'de futbol kulüplerinin ne kadar kötü yönetildiğini ve birkaç tanesi hariç hiçbirinin UEFA kriterlerine uymadığını biliyoruz. Hatta zorunlu şartlar uygulansa küme düşürülmeye kadar gidebilecek kötü durumlarda olduklarının farkındayız. Yanlış yönetilmenin en önemli nedenlerinden biri dönemsel yönetimlerin dönemsel ve gereksiz transferleridir. Özellikle Bank Asya ve TFF 2. Lig takımlarının her sene değişen yönetici ve başkanlarının yaptığı bu transferler tatminden başka bir işe yaramamaktadır. Birçoğu bu şekilde yapılan transferlerin ardından kulüpler (özellikle şehir takımları) üzerine bırakılan yükle çöker, altından kalkamaz. '' Sen buraya imza at bir sıkıntı olursa zaten TFF'ye dava açıp alırsın'' transferleri bazı kulüplerimizi 12-13 trilyona kadar borç batağına sürüklemiştir.
Her sene değişen yönetimlerin borçlandırdığı kulüpler ya belediye başkanlarının elinde oyuncak olmuş ya da işleri futbol olan iş adamlarının kazanç kapısı haline gelmiştir. Kulüplere geriye dönük ( en az 5 sene ) bir inceleme başlatılsa defterlerin bile tutulmadığı, hatta sahte fatura düzenlenerek fazla borçlandırıldığı mutlaka görülecek. TFF'nin takımlar yerine şahısları borçlandırmayı düşünmediği bu dönemde İDDAA gelirlerine el konan birçok anadolu takımını sayabiliriz. Hatta Beşiktaş'ın yıllık yayın geliri hasılatlarına ( toplamda yaklaşık 40 milyon dolar ) Vakıfbank'ın temlik koydurduğunu biliyoruz. Yaralı ve tepetaklak giden bu transfer politikalarına geçici çözümler ( ki bunlara çözüm denebilirse ) üretilmiştir. TFF, Bank Asya ve 2. Lig kulüplerinin siyasi-ekonomik rant peşinde olan insanların elinde bir oyuncağa dönüştüğünü fark edememektedir. Bu da çok konuşulan marka değerine oldukça zarar vermektedir. Süper Lig'e çıkması durumunda tesis, alt yapı ve stadyum kriterlerine uyamayacak birçok takım var. Bakalım bunlara 321 milyon dolarlık Turkcell Süper Lig'de nasıl bir çare bulacaklar
Gelelim Süper Lig kulüplerinin TRansferlerine
TFF etik kurulunun uyuduğunu düşünüğüm birçok konuya umarım FİFA el atmaz ve ileride kulüplerin transferlerini etkileyecek borçlar ve cezalar çıkmaz. İngiliz devi Chelsea'ye bile transfer yasağı getirerek korkusuzluğunu gösteren UEFA bakalım bizim ülkemize nasıl bir yaptırım uygulayacak
Neden mi?
Bir futbolcunun sözleşmesi devam ederken ( eğer bitimine 6 ay kalmamışsa ) başka bir futbol takımıyla görüşmesi, hele hele sezon devam ediyorsa ipe götürülmesine sebep oluyor. Ancak 8 yabancı sınırnı aşan takımlarımızın onların ''işlerini'' ellerinden alarak transferin son gününde gönderildiklerine şahit olmaktayız. Buna ise ses çıkarılmıyor. Burada Profesyonel Futbolcular Birliği'nin vasıfsızlığına yeniden şahit oluyoruz. Eğer bir futbolcu gönderilecekse neden daha önce kendisine menajeri aracılığı ile bildirilmez ve kulüp araması istenmez. Futbolcunun 6 ay içerisinde alacakları ödenerek kovulması kulübü de kısa ve uzun vadede ekonomik zarar vermektedir. Futbolcu ise transfer sezonu (2 ülke haricinde) olduğu için 6 ay oynayamayacaktır. Oyuncu kulüpten ve ülkesindne ayrıldıktan sonrasoluğu elbette UEFA ve FİFA'da alacaktır.
Galatasaray, Beşiktaş ve Ankaragücü bu sıkıntıları yaşamış ve ileride önlerine çıkması muhtemel sorunların da satrtını vermiştir. Bakalım bundan sonra nelere şahit olacağız. Unutmadan soralım. Altı ay sonra Ali Turan ne yapacak?
Bekleyip göreceğiz
Her sene değişen yönetimlerin borçlandırdığı kulüpler ya belediye başkanlarının elinde oyuncak olmuş ya da işleri futbol olan iş adamlarının kazanç kapısı haline gelmiştir. Kulüplere geriye dönük ( en az 5 sene ) bir inceleme başlatılsa defterlerin bile tutulmadığı, hatta sahte fatura düzenlenerek fazla borçlandırıldığı mutlaka görülecek. TFF'nin takımlar yerine şahısları borçlandırmayı düşünmediği bu dönemde İDDAA gelirlerine el konan birçok anadolu takımını sayabiliriz. Hatta Beşiktaş'ın yıllık yayın geliri hasılatlarına ( toplamda yaklaşık 40 milyon dolar ) Vakıfbank'ın temlik koydurduğunu biliyoruz. Yaralı ve tepetaklak giden bu transfer politikalarına geçici çözümler ( ki bunlara çözüm denebilirse ) üretilmiştir. TFF, Bank Asya ve 2. Lig kulüplerinin siyasi-ekonomik rant peşinde olan insanların elinde bir oyuncağa dönüştüğünü fark edememektedir. Bu da çok konuşulan marka değerine oldukça zarar vermektedir. Süper Lig'e çıkması durumunda tesis, alt yapı ve stadyum kriterlerine uyamayacak birçok takım var. Bakalım bunlara 321 milyon dolarlık Turkcell Süper Lig'de nasıl bir çare bulacaklar
Gelelim Süper Lig kulüplerinin TRansferlerine
TFF etik kurulunun uyuduğunu düşünüğüm birçok konuya umarım FİFA el atmaz ve ileride kulüplerin transferlerini etkileyecek borçlar ve cezalar çıkmaz. İngiliz devi Chelsea'ye bile transfer yasağı getirerek korkusuzluğunu gösteren UEFA bakalım bizim ülkemize nasıl bir yaptırım uygulayacak
Neden mi?
Bir futbolcunun sözleşmesi devam ederken ( eğer bitimine 6 ay kalmamışsa ) başka bir futbol takımıyla görüşmesi, hele hele sezon devam ediyorsa ipe götürülmesine sebep oluyor. Ancak 8 yabancı sınırnı aşan takımlarımızın onların ''işlerini'' ellerinden alarak transferin son gününde gönderildiklerine şahit olmaktayız. Buna ise ses çıkarılmıyor. Burada Profesyonel Futbolcular Birliği'nin vasıfsızlığına yeniden şahit oluyoruz. Eğer bir futbolcu gönderilecekse neden daha önce kendisine menajeri aracılığı ile bildirilmez ve kulüp araması istenmez. Futbolcunun 6 ay içerisinde alacakları ödenerek kovulması kulübü de kısa ve uzun vadede ekonomik zarar vermektedir. Futbolcu ise transfer sezonu (2 ülke haricinde) olduğu için 6 ay oynayamayacaktır. Oyuncu kulüpten ve ülkesindne ayrıldıktan sonrasoluğu elbette UEFA ve FİFA'da alacaktır.
Galatasaray, Beşiktaş ve Ankaragücü bu sıkıntıları yaşamış ve ileride önlerine çıkması muhtemel sorunların da satrtını vermiştir. Bakalım bundan sonra nelere şahit olacağız. Unutmadan soralım. Altı ay sonra Ali Turan ne yapacak?
Bekleyip göreceğiz
3 Şubat 2010 Çarşamba
Merhaba
İnternet benim için kısa bir süre öncesine kadar tamamen okunabilecek ve zaman geçirilebilecek bir yerdi. Yani sıradan bir insan silüetini kendimi yakıştırmam demekti. Buna izin veremezdim. Hayatta ve özellikle yaptıklarımla bir '' iz '' bırakmam gerekiyordu. İnternette ise Facebook haricinde izlerim olsun diye. Umarım bu yazdıklarım önce beni, sonra sizleri tatmin eder.Pek uzun düşünmedim. Blogu kurdum ve '' merhaba '' demeye hazırlandım. Kısa bir selam sözcüğünden sonra ''izlerimi'' sizlerle veya kimse okumasa bile kendimle paylaşacağım. Milyarların içinde silikte olsa bir izim olsun diye. Ama olsun...
Belki peşimden birileri gelir.....
Belki peşimden birileri gelir.....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)